British Steel, Türkiye’deki yüksek hızlı altyapı projesi için milyonlarca sterlinlik bir ray tedarik sözleşmesi imzaladı ve bu da şirketin on yıldan uzun bir süredir ilk kez 7/24 ray üretim operasyonuna başlamasına yol açtı. Sipariş, Ankara ve İzmir’i birbirine bağlayan 599 kilometrelik yüksek hızlı hat için 36.000 ton rayı kapsıyor; bu gelişmenin seyahat sürelerini kısaltması ve ulaşımla ilgili karbon emisyonlarını azaltması bekleniyor.
On milyonlarca sterlin değerindeki ve İngiltere İhracat Finansmanı tarafından desteklenen anlaşma, British Steel’in küresel demiryolu altyapı tedarik zincirlerindeki konumunu güçlendiriyor. Şirket, 2026 yılı boyunca 36 metrelik uzunluklarda 60E2 ray spesifikasyonunu teslim edecek ve yüksek hızlı operasyonlar için teknik gereksinimleri karşılayacak. Yetkililer, projenin ulaşım ağlarını modernize etme ve daha düşük karbonlu demiryolu alternatifleri yoluyla çevresel performansı iyileştirme yönündeki daha geniş hedeflerle uyumlu olduğunu belirtti.
Sözleşme, British Steel’de 23 yeni pozisyon yarattı ve uluslararası alanda büyük ölçekli demiryolu altyapısına olan talebin artmasıyla stratejik bir üretim değişikliğini işaret ediyor. Şirketin tesisindeki üretim faaliyetleri artık kesintisiz olarak devam ediyor; bu da artan üretim gereksinimlerini ve uzun vadeli sipariş hatlarına duyulan güveni yansıtıyor.
Yüksek hızlı hat, Türk hükümeti adına ERG International Group tarafından inşa ediliyor ve nihayetinde Türk Devlet Demiryolları tarafından işletilecek. Tamamlandığında, ağın büyük ekonomik merkezler arasındaki bağlantıyı güçlendirmesi ve emisyonların azaltılması ve ulaşım verimliliğinin artırılması yoluyla çevresel hedefleri desteklemesi bekleniyor.
British Steel’deki sektör liderliği, anlaşmanın İngiltere’nin üretim sektörü ve ihracat kapasitesi için önemini vurguladı. Anlaşma, büyük uluslararası projelerde İngiliz mühendislik ürünlerine olan sürekli talebi gösteriyor ve demiryolu altyapısının küresel karbonsuzlaştırma çabalarındaki stratejik rolünün altını çiziyor.
Üretimin devam ettiği ve teslimatın 2026’da yapılmasının planlandığı sözleşme, İngiliz üreticileri ve uluslararası altyapı geliştiricileri arasındaki uzun vadeli iş birliğini güçlendiriyor ve modern demiryolu sistemlerinin ticari ve çevresel değerini vurguluyor.
