Kategori: Uncategorized

  • Southwire, Yüklenici İş Ortaklarıyla İlişkileri Güçlendirmek İçin ContractorConnect™ Platformunu Başlattı

    Southwire, Yüklenici İş Ortaklarıyla İlişkileri Güçlendirmek İçin ContractorConnect™ Platformunu Başlattı

    ABD merkezli kablo ve tel üreticisi Southwire, elektrik sektöründeki profesyonellerle iş birliğini güçlendirmeyi ve katma değer sunmayı amaçlayan ilk özel yüklenici etkileşim girişimi olan ContractorConnect™ platformunu tanıttı.

    Yeni başlatılan program kapsamında yükleniciler; ürün ve uygulama eğitim modüllerini tamamlayarak, proje önerileri sunarak, anketlere katılarak ve platform üzerindeki çeşitli etkinliklerde yer alarak ödül puanı kazanabilecek. Biriktirilen puanlar Southwire ürünleri, markalı ekipmanlar ve özel ürünlerle değiştirilebilecek.

    Ödül sisteminin ötesinde, ContractorConnect™ üyeleri özel kampanyalara, teknik eğitim fırsatlarına ve sektör etkinliklerine erişim hakkı elde edecek. Şirket, bu girişimi yüklenici ağına yapılan uzun vadeli bir yatırım olarak konumlandırıyor; amaç, daha güçlü iş ortaklıkları kurarken mesleki gelişimi desteklemek.

    Şirket yönetimine göre program, Southwire’ın yüklenici sadakatini takdir etme ve iş ortaklarını giderek daha rekabetçi hale gelen pazarda iş başarısını artırmaya yardımcı olacak pratik araçlar, teşvikler ve eğitim kaynaklarıyla donatma konusundaki kararlılığını yansıtıyor.

    Southwire, önümüzdeki aylarda ContractorConnect™ platformunun yeni özellikler, genişletilmiş ödül seçenekleri ve geliştirilmiş eğitim fırsatlarıyla daha da zenginleştirileceğini ve yüklenici topluluğunun değişen ihtiyaçlarına daha iyi yanıt verecek şekilde evrileceğini belirtiyor.

  • Uniper SE ve NKT A/S Almanya’da 17,2 MWp’lik Güneş Projesi için 10 Yıllık PPA İmzaladı

    Uniper SE ve NKT A/S Almanya’da 17,2 MWp’lik Güneş Projesi için 10 Yıllık PPA İmzaladı

    Alman enerji şirketi Uniper SE, Danimarkalı endüstriyel kablo üreticisi NKT A/S ile Almanya’nın Wilhelmshaven kentinde geliştirilen 17,2 MWp kapasiteli yeni bir güneş enerjisi santralinin tüm üretimi için on yıllık bir elektrik satın alma anlaşması (PPA) imzaladı.

    Fiziksel PPA kapsamında NKT, Voslapper Groden güneş santralinde üretilen tüm elektriği ve buna bağlı yenilenebilir enerji menşe garantilerini satın alacak. Proje, Wilhelmshaven’daki eski bir kömür yakıtlı termik santralin kül depolama sahasında geliştiriliyor ve böylece fosil yakıt geçmişine sahip bir alan yenilenebilir enerji varlığına dönüştürülüyor.

    Santral devreye alındığında yılda yaklaşık 17,9 GWh elektrik üretmesi bekleniyor. Üretilen enerji, NKT’nin Nordenham ve Köln’deki üretim tesislerine tedarik edilecek. Bu sayede şirket, üretim operasyonlarındaki emisyonları azaltmayı ve kablo üretimindeki sürdürülebilirlik profilini güçlendirmeyi hedefliyor.

    Voslapper Groden projesi için planlanan ticari işletmeye geçiş tarihi 31 Ocak 2027 olarak belirlenmiş durumda. Ancak inşaat ve son hazırlık süreçlerinin planlanandan önce tamamlanması halinde devreye alma daha erken gerçekleşebilir.

    Anlaşma, Almanya’da enerji yoğun sanayilerin maliyet yönetimi, arz güvenliği ve karbonsuzlaşma hedefleri doğrultusunda doğrudan yeşil elektriğe erişim sağlamak amacıyla uzun vadeli yenilenebilir enerji PPA’larına artan ilgisini de yansıtıyor.

  • Furukawa Electric, CPO Veri Merkezi Uygulamaları için Ultra Kompakt 12 Fiberli Optik Konnektör Geliştirdi

    Furukawa Electric, CPO Veri Merkezi Uygulamaları için Ultra Kompakt 12 Fiberli Optik Konnektör Geliştirdi

    Japon teknoloji üreticisi Furukawa Electric, yeni nesil veri merkezlerinde co-packaged optics (CPO) teknolojisinin hızlı yayılımını desteklemek amacıyla geliştirilen yeni 12 fiberli optik konnektörünü tanıttı.

    Üretken yapay zekânın hızla benimsenmesi, veri merkezi altyapısında daha yüksek bant genişliği ve daha düşük güç tüketimi talebini artırıyor. CPO mimarilerinde optik alıcı-vericiler, switch ASIC’ler ve GPU’lar gibi büyük ölçekli entegre devrelere yakın konumlandırılıyor ve böylece elektriksel iletim yolları önemli ölçüde kısaltılıyor. Bu yaklaşım, toplam enerji tüketimini azaltırken yüksek hızlı iletişim sağlıyor. Ancak verimli kurulum için, alıcı-verici cihazın kenarında kompakt ve çıkarılabilir optik konnektörlere ihtiyaç duyuluyor.

    Furukawa Electric’in yeni 12 fiberli konnektörü, geleneksel çoklu fiber optik konnektörlere kıyasla önemli ölçüde daha küçük bir yapıya sahip. Standart MPO konnektörlerinin bağlantı alanının yalnızca altıda birini kaplıyor. Tasarımda yarı otomatik manyetik hizalama mekanizması bulunuyor; bu da kurulum kolaylığını ve operasyonel verimliliği artırıyor.

    CPO alt katmanlarına entegre edilmek üzere tasarlanan konnektör, 260°C reflow lehimleme süreçlerine dayanabiliyor. Ayrıca lens tabanlı optik eşleştirme teknolojisi kullanarak, optik uç yüzeyine toz yapışması durumunda dahi performans kaybını en aza indiriyor; bu özellik, tozlu veri merkezi ortamları için kritik önem taşıyor. Cihaz, 0,5 dB’nin altında bağlantı kaybı sağlarken, tekrarlanabilirlik değeri ±0,05 dB aralığında korunuyor.

    CPO uygulamalarının ötesinde konnektör, daha geniş fiber ara bağlantı ihtiyaçları için kompakt çoklu fiber optik arayüz olarak da kullanılabiliyor. Yeni nesil fotonik-elektronik yakınsama platformlarında önemli rol oynaması beklenen cam dalga kılavuzu alt katmanlarında yüksek yoğunluklu montajla uyumlu çalışabiliyor. Şirket ayrıca mimariyi daha yüksek fiber sayıları için genişletiyor; 16 fiberli konfigürasyonlar desteklenirken, 40 fiberli versiyonun geliştirme çalışmaları sürüyor.

    Teknoloji, 30 Mart – 3 Nisan tarihleri arasında San Francisco’da düzenlenecek olan OFC 2025 etkinliğinde tanıtılacak. Furukawa Electric, etkinlik kapsamında sözlü sunum gerçekleştirecek ve ürün numunelerini sergileyecek.

    Geliştirme çalışması, Japonya’daki “Research and Development Project of the Enhanced Infrastructures for Post-5G Information and Communication Systems” (JPNP20017) programı kapsamında yürütülen daha geniş çaplı bir Ar-Ge girişiminin parçasını oluşturuyor. Proje, New Energy and Industrial Technology Development Organization (NEDO) tarafından görevlendirildi ve şirketin yapay zekâ odaklı altyapılar için yüksek performanslı optik bağlantı çözümleri geliştirmedeki rolünü güçlendiriyor.

  • Amphenol, Fiber Genişleme Hamlesi Kapsamında CommScope’un Connectivity and Cable Solutions Birimini Satın Alıyor

    Amphenol, Fiber Genişleme Hamlesi Kapsamında CommScope’un Connectivity and Cable Solutions Birimini Satın Alıyor

    ABD merkezli konnektör üreticisi Amphenol, CommScope’un Connectivity and Cable Solutions (Bağlantı ve Kablo Çözümleri) birimini satın almak üzere anlaşmaya vardığını duyurdu. Bu işlem, şirket tarihindeki en büyük satın almalardan biri olurken, fiber optik ara bağlantı alanında önemli bir stratejik genişlemeyi temsil ediyor.

    Satın alma, yapay zekâ altyapıları ve bulut veri merkezlerinin temelini oluşturan fiber tabanlı çözümlerde Amphenol’ün konumunu önemli ölçüde güçlendiriyor. Yüksek hızlı ve veri yoğun uygulamalara yönelik talep artarken, fiber bağlantı çözümleri yeni nesil bilişim ve ağ sistemlerinin kritik bir bileşeni haline gelmiş durumda.

    Hisse fiyatının 144,08 dolar seviyesinde olduğu dönemde Amphenol, son bir yılda yüzde 105’in üzerinde, son beş yılda ise yüzde 366 oranında artışla güçlü çok yıllı getiri performansı sergiledi. Şirket halihazırda yüksek hızlı bağlantı ürünlerinde kilit tedarikçilerden biri olarak görülürken, CommScope’un fiber odaklı portföyünün eklenmesi veri merkezi ve yapay zekâ odaklı büyüme segmentlerine daha güçlü bir bağlılığa işaret ediyor.

    Satın alınan iş kolunun, yoğun fiber ağların ve düşük gecikmeli, güvenilir bağlantının kritik olduğu yapay zekâ ve bulut altyapılarında Amphenol’ün varlığını genişletmesi bekleniyor. Piyasa gözlemcilerinin, özellikle gelir katkısı, kârlılık marjları ve sermaye tahsisi öncelikleri açısından yeni varlıkların şirkete ne ölçüde etkin şekilde entegre edileceğine odaklanması bekleniyor.

    Bu hamle aynı zamanda Amphenol’ün, TE Connectivity ve Koch Industries’e ait Molex gibi diğer büyük bağlantı çözümleri oyuncularına karşı rekabetçi konumunu da güçlendiriyor. Amphenol, 2025 yılında yaklaşık 23,1 milyar dolar satış geliri ve 4,3 milyar dolar net kâr açıkladı; bu da şirketin operasyonel ölçeğini ortaya koyuyor.

    Fiber yoğun çözümlere daha fazla odaklanarak Amphenol, portföyünü yapay zekâ veri merkezleri ve bulut ağlarının altyapı ihtiyaçlarıyla daha uyumlu hale getiriyor. Şirket, son dönemdeki finansal performansının üzerine inşa ederek hızla büyüyen dijital bağlantı pazarından daha büyük pay almayı hedefliyor.

  • ZTT, 2000V Mimarili 7,58 MWh Sıvı Soğutmalı Enerji Depolama Sistemini Tanıttı

    ZTT, 2000V Mimarili 7,58 MWh Sıvı Soğutmalı Enerji Depolama Sistemini Tanıttı

    Çinli teknoloji üreticisi Jiangsu Zhongtian Technology Co., Ltd. (ZTT), şebeke ve yenilenebilir enerji uygulamaları için tasarlanan 7,58 MWh kapasiteli sıvı soğutmalı enerji depolama sistemi ENERGRID NA7’yi tanıttı.

    Sistem, Pekin’de düzenlenen 13. Energy Storage International Conference and Expo (ESIE2025) etkinliğinde ilk kez sergilendi ve standart 20 feet’lik bir konteyner içine yerleştirildi. Ortak enerji depolama projeleri ve yenilenebilir enerji entegrasyonu dahil olmak üzere çeşitli kullanım senaryoları için tasarlandı.

    ENERGRID NA7’nin merkezinde, ZTT’nin kendi geliştirdiği 3S entegre güç dönüşüm sistemi (PCS) bulunuyor. Sistem, 2000 V yüksek gerilimli DC girişini ve AC şebeke bağlantısını destekliyor. Entegre çift yönlü DC/AC inverter, geleneksel olarak çok aşamalı olan enerji dönüşüm sürecini tek adımda gerçekleştirerek yüzde 99’un üzerinde dönüşüm verimliliği sağlıyor.

    Önceki nesille karşılaştırıldığında NA7, konteyner boyutları değişmeden birim alan başına enerji yoğunluğunu yüzde 51, tek konteyner kapasitesini ise yüzde 51,6 artırıyor. Her bir batarya modülü paket başına 210 kWh’nin üzerinde kapasite sunarken, IP67 koruma sınıfı sayesinde zorlu dış ortam koşullarında güvenilir şekilde çalışabiliyor.

    Isı yönetimi, batarya yönetim sistemi (BMS) ile koordineli çalışan modüler sıvı soğutma sistemi ile sağlanıyor. Hücreler arasındaki sıcaklık farkı 2°C içinde tutuluyor. Şirkete göre bu hassas kontrol, modül ömrünü yüzde 30’dan fazla uzatıyor. Yapısal olarak konteyner, yüksek dayanımlı çelik ve oluklu panel takviyesi içeriyor; bu sayede 9 seviyesinde deprem dayanımı sağlanıyor ve yüksek rakım ile çöl bölgeleri gibi ekstrem koşullarda güvenli istifleme ve taşıma imkânı sunuluyor.

    Elektriksel açıdan NA7, 20 milisaniyenin altında anahtarlama yapabilen gömülü bir enerji yönetim sistemi (EMS) ile donatıldı. Bu özellik, sistemi şebeke frekans regülasyonu ve pik yük dengeleme gibi hızlı tepki gerektiren uygulamalar için uygun hale getiriyor. Yangın güvenliği ise kabin, küme ve paket seviyelerinde üç katmanlı algılama mimarisi ile sağlanıyor; su bazlı ve gaz bazlı söndürme sistemleri entegre olarak çalışıyor.

    ZTT’ye göre üç boyutlu mekânsal yerleşim ve modüler entegrasyon sayesinde NA7, geleneksel 5 MWh konteyner sistemlerine kıyasla alan ihtiyacını yüzde 40 azaltıyor, kurulum süresini yüzde 60 kısaltıyor ve toplam yaşam döngüsü işletme-bakım maliyetlerini yüzde 25 düşürüyor.

    2000V DC platformu ayrıca, yapısal donanım değişikliğine gerek kalmadan gelecekte 8 MWh kapasiteye genişlemeye olanak tanıyan ayrılmış arayüzler içeriyor. Bu da proje gereksinimleri geliştikçe ölçeklenebilirliği destekliyor.

    ZTT, ENERGRID NA7’yi depolama pazarında karşılaşılan düşük gerilim seviyeleri, dönüşüm kayıpları ve alan verimsizliği gibi temel sorunlara çözüm olarak konumlandırıyor. Sistem, endüstriyel doğrulama aşamasına girmiş durumda ve yenilenebilir enerji depolama, şebeke tarafı pik yük yönetimi ile ticari ve endüstriyel uygulamalarda daha geniş ölçekli devreye alımlar için hazırlanıyor. Bu gelişme, şirketin batarya malzemelerinden akıllı sistem kontrolüne kadar uzanan dikey entegre yetkinliklerini de ortaya koyuyor.

  • Prysmian, Birleşik Krallık’ta Eastern Green Link 4 HVDC Projesi için 2,3 Milyar Euro’luk Sözleşme İmzaladı

    Prysmian, Birleşik Krallık’ta Eastern Green Link 4 HVDC Projesi için 2,3 Milyar Euro’luk Sözleşme İmzaladı

    İtalyan kablo üreticisi Prysmian, Birleşik Krallık iletim sistemi sahipleri SP Energy Networks ve National Grid Electricity Transmission plc ile Eastern Green Link 4 (EGL4) elektrik enterkonnektör projesinin teslimatı için büyük bir sözleşme imzaladı.

    Değeri 2,3 milyar euroyu aşan anlaşma, Prysmian’ın proje sipariş portföyüne eklenecek. Şirket, Eylül 2025’te proje için tercih edilen teklif sahibi olarak belirlenmiş ve bu gelişme resmi sözleşme imzalanmasının önünü açmıştı.

    Eastern Green Link 4, İskoçya’daki Fife ile İngiltere’deki Norfolk’u birbirine bağlayacak yeni bir yüksek gerilim doğru akım (HVDC) denizaltı ve kara kablo bağlantısıdır. 2 GW’a kadar yenilenebilir elektriği iletmek üzere tasarlanan enterkonnektörün, yaklaşık iki milyon haneye yetecek temiz enerji sağlaması bekleniyor. Proje, İskoçya ile İngiltere arasındaki iletim kapasitesini önemli ölçüde artırmayı amaçlayan beş benzer projeden oluşan daha geniş bir portföyün parçasını oluşturuyor.

    Şirket yönetimi, Birleşik Krallık’ın yenilenebilir enerjiyi uzun mesafelere verimli şekilde taşımak için deniz altı HVDC teknolojisine yatırım yaparak elektrik altyapısının modernizasyonunda öncü bir konum elde ettiğini vurguladı. Proje, enerji sistemlerini geleceğe hazırlamak isteyen diğer ülkeler tarafından da giderek daha fazla benimsenen stratejik bir yaklaşımı yansıtıyor.

    Prysmian, Birleşik Krallık’ta daha önce de birçok büyük HVDC geliştirme projesinde yer alarak ülkenin enerji dönüşümünü desteklemedeki rolünü güçlendirmişti. EGL4 ile birlikte şirket, Avrupa’nın en dinamik iletim pazarlarından birindeki varlığını daha da pekiştirirken, konutlara ve işletmelere büyük ölçekli yenilenebilir enerji tedarikine maliyet ve zaman açısından verimli bir katkı sunmayı hedefliyor.

  • ZW Cable, Küresel Altyapı Talebini Karşılamak İçin İhracat Odaklı Üretimini Genişletiyor

    ZW Cable, Küresel Altyapı Talebini Karşılamak İçin İhracat Odaklı Üretimini Genişletiyor

    Henan Central Plain Cables And Wires Co., Ltd., ZW Cable markası altında faaliyet göstererek, küresel elektrik altyapısına yönelik talebin hız kazanmasıyla birlikte ihracat odaklı kablo üretim operasyonlarını genişletmeye devam ettiğini duyurdu.

    Şirket; enerji dağıtımı, inşaat, yenilenebilir enerji sistemleri ve endüstriyel ekipman uygulamalarına yönelik elektrik kablolarının üretimi ve ihracatı konusunda uzmanlaşmıştır. Güneydoğu Asya, Orta Doğu ve Afrika’yı kapsayan yurt dışı müşteri portföyü; büyük ölçekli enerji ve altyapı projelerinde yer alan distribütörler, EPC yüklenicileri ve endüstriyel alıcılardan oluşmaktadır.

    ZW Cable, yalnızca yüksek hacimli üretime odaklanmak yerine; süreç istikrarı, malzeme kontrolü ve sıkı kalite denetim protokollerini önceliklendirmektedir. İletken işleme, izolasyon ekstrüzyonu, zırhlama ve nihai kablo testleri gibi temel üretim aşamaları; uzun vadeli endüstriyel tesisatlar ve enerji iletim sistemlerinde tutarlı performans sağlamak amacıyla standartlaştırılmış iç prosedürler çerçevesinde yönetilmektedir.

    Şirketin ihracat portföyünde; alçak gerilim ve orta gerilim enerji kabloları, zırhlı kablolar, fotovoltaik (PV) kablolar ve esnek endüstriyel kablolar yer almaktadır. Bu ürünler, sınır ötesi tedarik ve proje uygulamalarında yaygın olarak talep edilen uluslararası teknik spesifikasyonlar ve dokümantasyon standartlarıyla uyumlu şekilde üretilmektedir.

    Son yıllarda ZW Cable; üretim ekipmanlarının modernizasyonuna, test altyapısının güçlendirilmesine ve parti bazlı izlenebilirlik sistemlerinin uygulanmasına yatırım yapmıştır. Bu iyileştirmeler; üretim güvenilirliğini artırmayı, teslimat sürekliliğini korumayı ve enerji ile altyapı geliştirme projelerinde faaliyet gösteren yurt dışı iş ortakları için tedarik risklerini azaltmayı hedeflemektedir.

    Elektrik şebekeleri, yenilenebilir enerji kurulumları ve endüstriyel tesislere yönelik küresel yatırımlar artmaya devam ederken, ZW Cable üretim kapasitesini daha da güçlendirmeyi planlamaktadır. Şirketin stratejisi; kalite kontrol, operasyonel istikrar ve uluslararası pazarlarda uzun vadeli tedarik güvenilirliğini önceliklendiren üretim odaklı bir ihracat modeline dayanmaktadır.

  • Mukand Limited, NISST’ten Yeşil Çelik Sertifikası Aldı

    Mukand Limited, NISST’ten Yeşil Çelik Sertifikası Aldı

    Mukand Limited, National Institute of Secondary Steel Technology (NISST) tarafından verilen Yeşil Çelik sertifikasını alarak sürdürülebilirlik alanında önemli bir kilometre taşına ulaştı. Bu belge, şirketin çevreye duyarlı üretim yaklaşımını ve operasyonlar genelinde karbon yoğunluğunu azaltma konusundaki kararlılığını ortaya koyuyor.

    Sertifikasyon çerçevesinde Mukand’ın siyah çubuk ürünleri 5 Yıldız, filmaşin ve parlak çubuk ürünleri ise 4 Yıldız derecesi aldı. Değerlendirme, Federation of Indian Chambers of Commerce and Industry (FICCI) tarafından yürütülen bağımsız bir denetim kapsamında ve Hindistan Hükümeti’nin Yeşil Çelik Taksonomisi ile uyumlu şekilde gerçekleştirildi.

    Denetim sürecinde şirketin Thane tesisindeki Kapsam 1, 2 ve 3 sera gazı emisyonları, tesis bazlı enerji tüketimi ve üretim verileri ayrıntılı olarak incelendi. Değerlendirme; Mukand’ın enerji verimli teknolojilerin uygulanması, sorumlu kaynak yönetimi sistemlerinin geliştirilmesi ve yapılandırılmış emisyon izleme protokollerinin hayata geçirilmesi konularında ilerleme kaydettiğini doğruladı.

    Raporlama döneminde tesisin elektrik ihtiyacının yaklaşık yüzde 58’i yenilenebilir enerji kaynaklarından karşılandı. Bu oran, daha temiz enerji entegrasyonuna yönelik önemli bir dönüşüme işaret ediyor. Şirket, hibrit güneş–rüzgâr enerji modeliyle yüzde 100 yenilenebilir elektrik kullanımına geçiş planlarını ilerletiyor. Aynı zamanda kapsamlı bir enerji verimliliği programı da devreye alınarak tüketimin optimize edilmesi ve genel çevresel performansın güçlendirilmesi hedefleniyor.

    Yeşil çelik, sürdürülebilir altyapı ve düşük karbonlu üretim açısından kritik bir unsur olarak görülüyor. Bu sertifikayla birlikte Mukand, paslanmaz uzun çelik ürünlerinde sorumlu bir üretici konumunu pekiştirirken ağır sanayideki küresel karbonsuzlaşma eğilimleriyle de uyum sağlıyor.

    Şirket yönetimi, söz konusu sertifikayı daha geniş kapsamlı bir sürdürülebilirlik yol haritasının önemli bir adımı olarak nitelendirirken, daha temiz teknolojilere ve operasyonel iyileştirmelere yönelik yatırımların süreceğini vurguladı. Bajaj Group bünyesinde faaliyet gösteren Mukand Limited, iş stratejisine inovasyon, operasyonel mükemmeliyet ve çevresel sorumluluğu entegre etmeye devam ediyor.

    Yapılandırılmış sürdürülebilirlik girişimleri ve ölçülebilir yenilenebilir enerji kullanımıyla şirket, müşterilerinin ve iş ortaklarının çevresel hedeflerine ulaşmasına destek olmayı ve daha sürdürülebilir bir endüstriyel ekosisteme geçişe katkı sağlamayı amaçlıyor.

  • Özbekistan, Ohangaron’da 60 Milyon Dolarlık Yüksek Gerilim Kablo Fabrikasında İlerliyor

    Özbekistan, Ohangaron’da 60 Milyon Dolarlık Yüksek Gerilim Kablo Fabrikasında İlerliyor

    Shavkat Mirziyoyev, 13 Şubat’ta Taşkent bölgesine bağlı Ohangaron ilçesini ziyaret ederek Enco Group tarafından geliştirilen yeni bir yüksek gerilim kablo üretim tesisindeki çalışmaları yerinde inceledi. Proje, Özbekistan’ın elektrik mühendisliği alanındaki yerli üretim kapasitesini güçlendirme ve ithalata bağımlılığı azaltma stratejisinde önemli bir adım olarak değerlendiriliyor.

    Tesis, Belarus merkezli Energokomplekt ile iş birliği içinde, Eltech Endüstriyel Teknoparkı içerisinde yer alan 21 hektarlık bir alanda inşa ediliyor. Yaklaşık 60 milyon dolarlık toplam yatırımla hayata geçirilen fabrikanın, tam kapasiteye ulaştığında yaklaşık 600 kişiye istihdam sağlaması bekleniyor.

    İki aşamada uygulanacak şekilde planlanan proje, yıllık 25.000 tona kadar yüksek gerilim kablo üretim kapasitesine ulaşmayı hedefliyor. Tam kapasiteye geçildiğinde ihracat potansiyelinin yaklaşık 300 milyon dolar seviyesine çıkması öngörülüyor. İlk fazın inşaatının yüzde 98 oranında tamamlandığı ve bu aşamada 10 milyon doların üzerinde yatırım yapıldığı bildirildi. İlk etapta yıllık 140 milyon dolara kadar ihracat hacmine ulaşılması hedeflenirken; Almanya, Letonya, Estonya, Bulgaristan ve BDT ülkeleri başlıca pazarlar arasında yer alıyor.

    Yeni tesisin, ithal ikamesi açısından kritik bir rol üstlenmesi bekleniyor. Özbekistan geçen yıl yaklaşık 400 milyon dolarlık yüksek gerilim kablosu ve yalıtımlı bakır bara ithalatı gerçekleştirdi. Fabrikanın tam kapasiteye ulaşmasıyla birlikte bu ithalatın yaklaşık 150 milyon dolarlık kısmının yerli üretimle ikame edilmesi planlanıyor.

    Yetkililer, Orta Asya genelinde bu segmentte faaliyet gösteren 12 işletmeden dördünün artık Özbekistan merkezli olduğuna dikkat çekerek, ülkenin bölgesel pazardaki artan konumunu vurguladı. Bu gelişme, Özbekistan’ın daha geniş kapsamlı sanayi modernizasyonu ajandasının ve elektrik mühendisliği sektöründe rekabetçi bir üretim üssü olma hedefinin bir yansıması olarak değerlendiriliyor.

    Saha ziyareti sırasında üretim kapasitesinin daha da artırılması, ürün portföyünün çeşitlendirilmesi ve yerlilik oranının yükseltilmesine yönelik öneriler de sunuldu. Cumhurbaşkanı Mirziyoyev, sanayi iş birliğinin güçlendirilmesi, yerli hammaddelerin azami düzeyde kullanılması, ileri teknolojilerin benimsenmesi ve ihracat odaklı, rekabetçi üretimin önceliklendirilmesi gerektiğini vurguladı.

    Ohangaron projesi, Özbekistan’ın katma değeri yüksek sanayi üretimine geçiş, enerji altyapı kapasitesini güçlendirme ve uluslararası tedarik zincirlerine daha güçlü entegrasyon sağlama yönündeki kararlılığını ortaya koyuyor.

  • STONE+TEC

    STONE+TEC

    Doğal taş sektörü, teknolojik yenilikler, sürdürülebilir uygulamalar ve küresel tasarım trendlerinin etkisiyle olağanüstü bir hızla gelişiyor. Almanya, Nürnberg’de düzenlenen STONE+TEC 2026, profesyonellerin son teknoloji makineleri, yenilikçi malzemeleri ve taş işçiliğindeki en son trendleri keşfetmeleri için mükemmel bir platform sunuyor. İster taş ustası, ister mimar veya sektör tedarikçisi olun, bu etkinlik meslektaşlarınızla bağlantı kurmak, fikir edinmek ve doğal taş uygulamalarının geleceğini şekillendirecek çözümler keşfetmek için eşsiz fırsatlar sunuyor.

    STONE+TEC Nedir?

    STONE+TEC, taş işleme, yüzey işleme ve mimari tasarım alanlarındaki profesyonelleri bir araya getiren, doğal taş sektörüne adanmış Avrupa’nın önde gelen ticaret fuarlarından biridir. Etkinlik, taş işçiliğinin geleceğini şekillendiren en yeni makineleri, yenilikçi malzemeleri ve sürdürülebilir teknolojileri keşfetmek için hayati bir platform görevi görüyor.

    Lithofin gibi tanınmış markalar da dahil olmak üzere dünyanın dört bir yanından katılımcılar, kesme ve cilalama makinelerinden taş bakım çözümlerine ve dijital üretim sistemlerine kadar uzanan ürünleri sergiliyor. Taş üretim zincirinin her aşaması temsil edilmektedir: taş ocağından hammadde elleçlemeye, yüzey işlemeden montaja ve uzun süreli bakıma kadar.

    Yenilik, kalite ve sürdürülebilirliğe odaklanan STONE+TEC, bu gelişen pazarda rekabetçi kalmayı hedefleyen şirketler için bir referans etkinliği haline gelmiştir.

    STONE+TEC

    STONE+TEC Nerede Düzenleniyor?

    STONE+TEC, güçlü endüstriyel altyapısı ve mükemmel ulaşım bağlantılarıyla ünlü Almanya’nın Nürnberg kentindeki Messe Nürnberg Sergi Merkezi’nde gerçekleşiyor. Mekan, son teknoloji sergi salonları, geniş demo alanları ve büyük ölçekli makine sunumları ve etkileşimli atölyeler için mükemmel bir ortam sunan modern konferans olanakları sunuyor.

    Nürnberg’in Orta Avrupa’daki konumu, kıtanın dört bir yanından gelen katılımcılar ve ziyaretçiler için kolay erişilebilirlik sağlıyor. Şehrin tarihi cazibesi ve modern altyapısının birleşimi, ağ oluşturma ve iş geliştirme için ideal bir ortam sağlıyor.

    STONE+TEC 2026 ne zaman?

    STONE+TEC’in bir sonraki edisyonu 17-20 Haziran 2026 tarihleri ​​arasında düzenlenecek. Bu dört gün boyunca binlerce ziyaretçi, teknolojik yenilikleri keşfetmek, yeni malzemeler keşfetmek ve uzmanların liderliğindeki seminerlere katılmak için bir araya gelecek.

    Taş endüstrisi, özellikle otomasyon, dijitalleşme ve çevre dostu işleme alanlarında hızla gelişmeye devam ederken, 2026 etkinliği sürdürülebilirlik ve tasarım verimliliğine özel bir vurgu yapacak. Fuarın zamanlaması, yıl ortası iş döngüsüyle mükemmel bir şekilde örtüşüyor ve şirketlerin yılın geri kalanı için satın alma ve ortaklık planlamalarına olanak tanıyor.

    STONE+TEC

    STONE+TEC’e Kimler Katılıyor?

    Etkinlik, taş ustaları, mimarlar, inşaatçılar, distribütörler, anıt tasarımcıları ve makine üreticilerinden oluşan son derece uzmanlaşmış bir izleyici kitlesini cezbediyor. Sektör uzmanları, araştırmacılar ve öğrenciler de bilgi alışverişinde bulunmak ve yeni teknolojileri keşfetmek için katılıyor.

    İster yeni kesici takımlarla ilgilenen bir zanaatkar, ister sürdürülebilir yapı malzemeleri arayan bir mimar, ister ihracat fırsatlarını araştıran bir iş lideri olun, STONE+TEC değer zincirinin her segmentinden profesyonellerin bağlantı kurup iş birliği yapabileceği bir alan sunuyor.

    STONE+TEC 2026’yı Neden Ziyaret Etmelisiniz?

    STONE+TEC, sıradan bir ticaret fuarından çok daha fazlasını sunuyor; iş, eğitim ve inovasyonu bir araya getiren kapsamlı bir deneyim. Ziyaretçiler şunları bekleyebilir:

    En yeni CNC kesim ve parlatma ekipmanlarının canlı tanıtımları

    Otomasyon, tasarım ve sürdürülebilirliğe odaklanan atölye çalışmaları ve konferanslar

    Tedarikçiler, tasarımcılar ve üreticileri bir araya getiren ağ oluşturma oturumları

    Yüzey işlemleri, yapıştırıcılar, sızdırmazlık malzemeleri ve bakım ürünlerini sergileyen katılımcı sergileri

    Önemli bir konu, doğal yüzeylerin ömrünü ve güzelliğini uzatırken çevresel etkiyi azaltmak için tasarlanmış Lithofin’in yenilikçi taş bakım çözümleri olacak. Katılımları, fuarın sürdürülebilir kimya ve sorumlu malzeme bakımına olan güçlü bağlılığını vurguluyor.

    STONE+TEC

    2026’da Neler Bekleniyor?

    2026 edisyonu, STONE+TEC’in gelenek ve teknolojiyi birleştirme mirasını sürdürecek. Taş işçiliğinin sanatını kutlarken, etkinlik aynı zamanda dijital üretim, robotik otomasyon ve yapay zeka tabanlı parlatma analizinin entegrasyonuna da ışık tutacak; bunların tümü modern taş işçiliğinde verimliliği ve hassasiyeti yeniden tanımlayan araçlar.

    Sürdürülebilirlik, önemli bir tema olmaya devam ediyor. Tartışmalarda, taş ocağı işletmeciliğinin çevresel ayak izi, enerji tasarruflu makineler ve dairesel tasarım stratejileri ele alınacak. STONE+TEC 2026, hem inovasyona hem de sorumluluğa odaklanarak sektörü daha dirençli ve çevre bilincine sahip bir geleceğe yönlendirmeyi hedefliyor.

    Sergilerin yanı sıra, konferans programı yeni mimari trendleri ve teknik gelişmeleri keşfetmek üzere fikir liderlerini bir araya getirecek. Akıllı malzeme seçimi, taş tasarımında geri dönüşüm ve doğal taşla kentsel restorasyon gibi konular ana temalar olacak.

    İnovasyon ve Mirasın Buluşma Noktası

    Mimarlık ve tasarımın sürekli yeniden tanımlandığı bir dünyada, STONE+TEC 2026 inovasyon, sürdürülebilirlik ve zamansız işçiliğin buluşma noktası olarak öne çıkıyor. Sadece malzemenin kendisini değil, taşı kalıcı güzellikteki eserlere dönüştüren yaratıcılığı ve uzmanlığı da kutluyor.

    Anıtsal mimariden modern iç mekanlara kadar, STONE+TEC’te doğan fikirler önümüzdeki yıllarda küresel tasarım ve inşaat sektörlerini etkilemeye devam edecek.

    Tarihi kaydedin — 17-20 Haziran 2026, Nürnberg, Almanya. STONE+TEC 2026, doğal taşın neden dünyanın en ilham verici ve kalıcı malzemelerinden biri olmaya devam ettiğini bir kez daha kanıtlayacak.