Schneider Electric’in Ağır Sanayi Segmenti Başkanı Devan Pillay, Çin’in alüminyum eritme kapasitesinin önemli bir bölümünü yenilenebilir enerjiyle çalışan bölgelere taşıma kararı hakkında yorumda bulundu.
Küresel alüminyum üretiminin yaklaşık %60’ını oluşturan Çin, eritme işlemlerinin yaklaşık %30’unu hidroelektrik, rüzgar ve güneş enerjisi kaynakları bakımından zengin bölgelere taşıma sürecinde. Pillay’e göre, bu geçişin etkileri alüminyum sektörünün çok ötesine uzanıyor.
Taşınma, üretimi kömüre bağımlı illerden uzaklaştırmayı ve hidroelektrik enerjisi mevcudiyeti, yüksek gerilim iletim altyapısı ve entegre yenilenebilir enerji sistemleri etrafında tasarlanmış yeni tesisler geliştirmeyi içeriyor. Pillay, stratejiyi uzun vadeli bir amaçla yürütülen büyük ölçekli endüstriyel karbonsuzlaştırmanın açık bir örneği olarak tanımladı.
Bu hamlenin coğrafi bir ayarlamadan daha fazlasını temsil ettiğini vurguladı. Bunun yerine, ağır sanayi sistemlerinin yapısal bir yeniden tasarımını işaret ediyor. Çin, elektrifikasyonu ve gelişmiş otomasyonu tamamlayıcı önlemler olarak ele almak yerine, operasyonların özüne yerleştirerek, endüstriyel modernizasyonu küresel iklim hedefleriyle uyumlu hale getirirken verimliliği ve rekabet gücünü de koruyor.
Pillay, bu modelin çimento, çelik ve veri merkezleri de dahil olmak üzere diğer enerji yoğun endüstriler için bir örnek teşkil edebileceğini belirtti. Yenilenebilir enerjiyle çalışan elektrikli ve otomatikleştirilmiş endüstriyel kümeler, yalnızca düşük karbonlu üretim merkezleri olarak değil, aynı zamanda ekonomik gücün itici güçleri olarak da işlev görme potansiyeline sahip.
Pillay, küresel ekonomiler için daha geniş mesajın açık olduğunu öne sürdü: stratejik bir hedefle elektrifikasyon ve otomasyonu takip etmek, endüstriyel büyümenin bir sonraki aşamasının sürdürülebilir bir şekilde tasarlanmasını sağlayabilir ve iklim uyumunu bir kısıtlama değil, rekabet avantajı haline getirebilir.
